 | Tarantula Örümcek Adam Gibi Tutunuyor
Bilim adamları tarantulaların kaygan ve dik düzeylere ayaklarından salgıladıkları ipeksi maddeyle tutunduklarını belirledi
Experimental Biology (Deneysel Biyoloji) adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya göre, gayet hassas olan tarantula örümcekleri ayaklarından salgıladıkları madde yardımıyla düşüp ölmekten kurtuluyor.
Araştırmacılar, deneyleri kapsamında, cam kaplara tırmanmaya çalıştıkları sırada hafifçe sarsarak, tarantulaların ayaklarının altındaki sıvının açığa çıkmasını sağladılar.
Tüm örümcekler gibi tarantulaların ayaklarında tüyler bulunuyor. Ama çok büyük tarantulaların yüzeylere tutunmasında bu sistem yetersiz kalıyor.
Tarantulaların "Örümcek Adam"ınkine benzer bir tutunma yeteneği olduğu fikri ilk olarak 2006'da Almanya'daki bir grup araştırmacı tarafından ortaya atılmıştı. Ancak başka bir grup araştırmacı, bu ipeğin tarantulanın karnındaki ipek üreten organından geldiğini ve ayaklarına bulaştığını söyleyerek, bu teze karşı çıktılar.
İskoçya'daki Newcastle Üniversitesi'nde Claire Rind başkanlığındaki bir ekibin gerçekleştirdiği araştırmada ekip, bu teoriye odaklandı. Claire Rind, araştırmalarının sonunda, tutunmada kullanılan ipeksi salgının tarantulaların ayaklarından geldiğini tespit ettiklerini söyledi.
Rind'e göre, tarantulalar, hem ayaklarında hem de karınlarında ipek üretebiliyorlar.
Beyne Şekil Veren Gen Bulundu
İnsan beyninin oluşumundaki en büyük gizemlerden biri, Yale Üniversitesi'nde genetik üzerine çok önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Murat Günel'in Türkiye'deki araştırmacılarla işbirliği sonucu çözüldü.
Beynin oluşumunda önemli rol oynayan ''laminin-gamma3'' isimli genin keşfi, önleyici hekimlik hizmetleri sayesinde beyinsel hastalıkların engellenmesi için kritik rol oynuyor. Bu tür genlerin keşfinin ayrıca, beyni geç yaşlarda etkileyen Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların tedavilerinin bulunmasına zemin hazırlayabileceği düşünülüyor.
Yale Üniversitesi Beyin Damar Hastalıkları Beyin Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof. Dr. Murat Günel, insan beyninin tipik görüntüsünü veren yüzey kıvrımlarının nasıl oluştuğunun şimdiye kadar bilinmediğini ifade etti.
İnsan beyninin en bariz ve önemli özelliklerinden biri olan bu kıvrımların, beynin yüzey alanını arttırarak insan zekasının oluşmasının ardında yatan sır olduğunun gösterildiğini anlatan Günel, bu kıvrımların oluşmasında rol oynayan genlerin şimdiye kadar bulunamadığını belirtti.
Çalışma Nature'da Bilim Dünyasına Duyuruldu
Prof. Dr. Günel, Yale ekibinin geliştirdiği yeni teknoloji sayesinde, hastalığa sebep olan gen bozukluğunun bulunduğunu duyurdu.
Günel, gen tespitinin dünyanın en önemli bilimsel dergilerinden bir diğeri olan Nature Genetics'te tüm bilim dünyasına açıklandığını bildirdi.
Genin, Dr. Bilguvar ve Barak'ın yoğun çalışmaları ile rekor bir hızla keşfedildiğine işaret eden Günel, bu genin insan beyninin gelişiminde temel bir rol oynadığını vurguladı.
Günel, yeni teknoloji sayesinde insan genetik yapısını oluşturan 3 milyar harfin içinde sadece iki harfin silinmesinin bu hastalığa neden olduğunun kanıtlandığını söyledi.
İnsan beyninin gelişiminde çok temel bir rol oynayan bu genin keşfi, insanların en üstün yapısı olan beynin sırrını anlamaya bizi bir adım daha yaklaştırmış oldu. İnsan beynindeki kıvrımlar, beynin en üst tabakasının yüzey alanını genişletiyor ve bir anlamda beynin gücünü arttırarak kompleks işlemleri yapmasına olanak sağlıyor. Beynin oluşumunda önemli rol oynayan bu genlerin keşfi, önleyici hekimlik hizmetleri sayesinde bu tip hastalıkların engellenmesi ve hem bu hastalıkların, hem de beyni geç yaşlarda etkileyen Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların ilerideki tedavilerine zemin hazırladığı için büyük önem taşıyor.
Ren Geyikleri Morötesi Işınları Görüyor
Kutup bölgesinde yaşayan Ren geyiklerinin, insanların aksine, morötesi ışınlara tepki verdiği görüldü.
Uluslararası bir bilim ekibi, Ren geyiklerinin insan gözünün göremediği morötesi ışınları da algılayabildiğini söylüyor.
Uzmanlar, kutup ortamında Ren geyiklerinin bu kabiliyetleri sayesinde uzun kış aylarının alacakaranlığında daha kolay yiyecek bulabildiğini ve düşmanlarını uzaktan görebildiğini düşünüyor.
Morötesi ışınlar, dalga boyu kısa kaldığı için insan gözünün algıladığı ışık yelpazesi dışında yer alıyor.
Araştırmacılar, anesteziyle uyutulmuş Ren geyiklerinin retinasına morötesi ışın vererek retinadaki tepkiyi ölçtüler. Deneyde, geyiklerin retinalarındaki ışık reseptörlerinin morötesi ışınları algıladığı anlaşıldı.
Uzmanlar, Ren geyiklerinin ana besin kaynağı olan ağaçların üzerindeki yosunun geyiklere siyah göründüğünü düşünüyorlar, çünkü liken adı verilen bu yosun türü morötesi ışınları emiyor. Keza kurtların da Ren geyiklerine insanlara göründüğünden daha koyu renkte göründüğü tahmin ediliyor. Çünkü kurdun tüyleri de morötesi ışınları emme özelliğine sahip.
Bembeyaz karla kaplı bir ortamda, siyah görünen cisimleri ayırt etmek Ren geyikleri için insanlara nazaran çok daha kolay.
Akıldaki Sözcükleri Görüntülediler
Amerikalı bilimciler, insan beyninde sözcüklerin oluşum sürecindeki farklılıkları tespit edebildi
Washington Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, elektrotlar kullanarak beyinde sözcüklerin oluştuğu bölgeyi ve oluşma sürecini tespit ettiklerini açıkladı.
Üniversitenin Nörobilim ve Teknoloji Araştırma Merkezi'nden Eric Leuthardt yönetimindeki ekip, söz konusu bölgede henüz 40 kadar (İngilizce) sözcüğe ait sinyal farklılıklarını ayırt edebildi.
Araştırmaya her biri ileri düzeyde sara hastalığından mustarip dört hasta katıldı ve hastaların her birinin beynine 64 elektrot yerleştirildi. Araştırmanın amacı esasen bu hastalarda saranın neden ortaya çıktığını incelemekti. Ancak bilimciler o esnada beyinde sözcüklerin sinyallerini de tespit etti.
Keşif sayesinde ileride örneğin konuşamayan hastaların sözcükleri seslendirebileceği dijital sistemler kurulabilecek. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder