22 Temmuz 2011 Cuma

Allah'ın Yunuslara İlham Ettiği Üstün Zeka -


Allah'ın Yunuslara İlham Ettiği Üstün Zeka
  • Yunusların gösterdiği zeka örnekleri nelerdir?




  • Yunuslar bu zeki davranışları nasıl ve kimden öğrenmişlerdir?



  • Yaklaşık 30 yıl boyunca devam eden bilimsel araştırmalar yunusların çok zeki hayvanlar olduğunu ortaya koymuştur. Yunusların sergiledikleri bu zeki davranışların kaynağı sonsuz hüküm ve ilim sahibi olan Rabbimiz’in bu canlılara olan ilhamı ve onlara bahşettiği özelliklerdir.

    Beyin Ağırlıkları Fazladır:

    İngilizlerin şişe burunlu olarak adlandırdığı, iri burunlu yunusların beyinleri ortalama 1300 gr olan insan beyninden yaklaşık 300 gram daha büyüktür. Elbette beyin ağırlığı zekayı belirleyen tek faktör değildir. Ancak ağırlığı fazla olan bir beynin zeka açısından daha üstün bir niteliğe sahip olduğu da bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu bilimsel gerçek, yunusların zeki hayvanlar olduklarının bir kanıtıdır. Ancak yunusların sahip olduğu zekanın tek kaynağı beyin ağırlıklarının fazla olması değildir. Beynin yapısı da etkendir.

    İhlası Kazanmanın Yolları


    İhlası Kazanmanın Yolları HER İŞTE ALLAH'IN RIZASININ EN ÇOĞUNU GÖZETMEK

    Karşılaştığı her olayda olabilecek en ihlaslı tavrı göstermek isteyen bir insanın her işinde "Allah'ın rızasının en çoğu"nu kazanma arayışı içinde olması gerekir. Allah'ın bu emri "Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır..." (Maide Suresi, 48) ayetinde geçen "hayırlarda yarışınız" sözleriyle insanlara hatırlatılmıştır. Bir başka ayette ise şu şekilde buyurulmuştur:

    "Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir." (Fatır Suresi, 32)

    Erimeyen Kemiklerdeki Mucize


    Erimeyen Kemiklerdeki Mucize Canlılar uzun süre kemiklerini yani ayaklarını veya ellerini kullanmazlarsa bu uzuvlarda erime meydana gelir. Normal koşullarda bu durumun kış uykusuna yatan canlılarda da meydana gelmesi gerekir. Ancak siyah ayılar üzerinde yapılan bir araştırma, bu canlıları aylar süren kış uykularında kemik dejenerasyonuna karşı koruyan bir sistemin varlığını ortaya çıkardı. Bu çalışma aynı zamanda, fiziksel aktivite eksikliği durumunda hızla kemik hücresi kaybı yaşayan insanların tedavisinde yeni yöntemler için ilham kaynağı oluşturdu.

    Houghtan’daki Michigan Teknoloji Üniversitesi’nden Seth Donahue liderliğinde bilim adamları, üç ila beş aylık kış uykusu boyunca belirgin bir kemik kaybına uğramayan Ursus americanus türüne ait ayıların kemik gelişimini gözlemlediler. (Seth Donahue et. al, “Bone formation is not impaired by hibernation (disuse) in black bears Ursus americanus” The Journal of Experimental Biology, 1 Aralık 2003, vol 206, sf. 4233) Araştırmacılar bunun için beş adet ayının kemik metabolizmasıyla ilgili genlerindeki açılıp-kapanmalar üzerinde odaklandılar.

    Ebcedlerle Ahir Zaman: Taha Suresi; 130-135 -


    Ebcedlerle Ahir Zaman: Taha Suresi; 130-135ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Taha Suresi, 130. ayet; Cenab-ı Allah diyor ki; “Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol.” Demek ki abuk-sabuk konuşacaklar. Münafıklar abuk sabuk konuşacak; müşrikler, cahil cühela, yobaz takımı abuk sabuk konuşacak. Nerede konuşacak? Facebook’ta konuşur, internette konuşur, telefonda konuşur, televizyonda konuşur, zırvalar. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? “Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol.” “Sakin ol, sabırlı ol” diyor Allah. “Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt).” Elhamdülillah. Yani “gün içinde Allah’ı hamd ile tesbih et” diyor. “Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin.” Aynı zamanda beş vakit namaza da bakan bir ayet. Yani “sürekli Allah’ı tesbih edin” diyor. “Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme.” Adamın arabaları var, evi var, fabrikası var, tesisleri var; Allah “ona gözünü dikme” diyor, “oturup hayıflanma” diyor. “Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.

    Bir Ayet Bir Açıklama: Meryem Suresi, 96


    Bir Ayet Bir Açıklama: Meryem Suresi, 96“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)

    Ayette sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah’ın, Allah rızası için yaşayan ve çaba gösteren müminler arasında bir sevgi ve dostluk bağı oluşturacağı haber verilmektedir.

    Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah, insan fıtratını sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla bir arada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir. Kuran'ın birçok ayetinde müminlerin birbirlerine olan sevgilerinden, bağlılıklarından, merhametlerinden ve düşkünlüklerinden bahsedilmektedir.

    Dünyadaki Atmosferi Koruyucu Mikro Canlılar: Fitoplanktonlar -


    Dünyadaki Atmosferi Koruyucu Mikro Canlılar: Fitoplanktonlar “Dünyanın akciğerleri nelerdir?” diye bir soru sorulsa buna her zaman için “bitkiler ve ormanlar” cevabı verilecektir. Ancak %70’i su olan Dünyamızda ormanların oranı %10’u bile bulmaz. Fakat yine de birçok insanın ormanların ihtiyacımız olan oksijenin tamamını karşıladığı yolunda ortak bir kanaatleri vardır. Oysa atmosferin temizlenmesinde ormanlardan daha etkin olan bir canlı grubu vardır. Gözle görülmeyen bu canlı grubu fitoplanktonlardır.

    Deniz altındaki pek çok canlının temel besini bitkisel ve hayvansal olarak ikiye ayrılan planktonlardır. Planktonların varlığında bir azalma, balinalardan küçük deniz canlılarına kadar pek çok canlı için tehlike oluşturur. Bu mikroskobik canlıların önemi sadece bununla sınırlı değildir. Özellikle bitkisel planktonlar, dünya üzerindeki çeşitli dengelerin sağlanmasında önemli görevler üstlenmişlerdir.

    İmanin Derinleşmesinde Zor Anların Önemi


    İmanin Derinleşmesinde Zor Anların Önemi Zor an­la­rın mü­min­le­rin ha­ya­tın­da bü­yük bir öne­mi var­dır. Çün­kü mü­min­ler her tür­lü zor­luk, sı­kın­tı ve yok­luk anın­da da­ya­nık­lı, ce­sur, te­vek­kül­lü, hoş­gö­rü­lü, fe­da­kar ve mer­ha­met­li ol­mak­la yü­küm­lü­dür­ler. Bu yü­küm­lü­lü­ğün bi­lin­cin­de olan, her ola­yı bü­yük bir ol­gun­luk ve te­vek­kül­le kar­şı­la­yan, olay­la­rın hik­met­le­ri­ni ve ha­yır­lı yön­le­ri­ni gör­me­ye ni­yet eden, çev­re­sin­de­ki in­san­la­rı da ay­nı üs­tün ah­la­kı ya­şa­ma­ya da­vet eden bir Müs­lü­man, zor du­rum­lar kar­şı­sın­da bu tav­rı­nı de­ğiş­tir­mez.

    Ku­ran'da el­çi­le­rin ve sa­lih mü­min­le­rin ta­rih bo­yun­ca kar­şı­laş­tık­la­rı bu tür zor­luk­lar ör­nek ve­ril­mek­te­dir. Sa­lih mü­min­ler ya­şa­dık­la­rı her zor­luk anın­da çok şid­det­li de­ne­me­ler­den ge­çi­ril­miş, an­cak tüm bun­lar kar­şı­sın­da çok üs­tün bir ah­lak ser­gi­le­miş­ler­dir.